İnsan

Yeryüzünde yaşayan canlıların en üstün nitelikleri olanıdır. İnsanın en büyük özelliği, zekasıdır. İnsan, «düşünen hayvan», yani muhakeme kabiliyeti olan bir yaratıktır. Bu kabiliyeti sayesinde bitkilerden, hayvanlardan geniş ölçüde faydalanmış, çeşitli iklim şartlarına uymasını bilmiş, alet yapıp kullanmış, bu sayede de dünyanın hakimi olmuştur. İnsanın manevi tarafına «ruh» denir. Dinler insan ruhunun ölümsüzlüğüne inanır.

İnsanlar da hayvanlar alemine dahil edilir. Bu tasnifte insan, «omurgalılar» dandır. Ayrıca omurgalılar içinde «memeliler» sınıfına girer. Sıcak kanlıdır. Yavrusunu canlı olarak dünyaya getirir. Memeliler birçok takımlara ayrılır. Bunlardan biri olan «primatlar», memelilerin en üstün vasıflı olanlarını bir araya getirir. İnsan bu takımın «homonidae» familyasına girer. Homonidae, insana benzeyen anlamına gelir. İnsan bu familyanın «homo sapiens» cinsini meydana getirir. Akıllı adam anlamına gelen «homo sapiens» adı insana, 1735'te İsveçli bilgin Carlos Linnaues tarafından verilmiştir.

İnsan, başka hayvanların aksine uzun bir çocukluk devresi geçirir. Beyni başka hayvanların beyninden büyük ve ağırdır. Ön beyin fazla gelişmiştir. Arka ayakları üzerinde yürümesi, kolunu dilediği gibi kullanmasına imkan vermiştir. Görme duygusu diğer hayvanlar kadar gelişmiştir. Koku alma duygusu ise zayıftır. Buna rağmen bütün diğer hayvanlardan daha kolayca tabiata intibak edebilir.

Bilginlere göre insan, yeryüzündeki canlıların en yenilerinden biridir. İlk insen tipi olan Cava adamının 1 milyon yıl önce yaşadığı tahmin edilmektedir. Yapılan kazılarda eski insan tipine ait üç çeşit fosil bulunmuştur. Bunlar Pekin Adamı, Piltdown Adamı ve Cava Adamı'dır. Pekin ve mesiyle Cro-magnon Adamı meydana gelmiştir ki, bugünkü insanın ilk örneği budur.

İlk insanlar hiç bir şey giymiyorlardı. Hiç bir aletleri yoktu. Zamanla taşlardan aletler yapmaya başladılar. Geçirdikleri denemelerle daha düzgün aletler geliştirdiler. Bakırın keşfi insanlığın en büyük zaferlerinden biri oldu. Sonra tunç yapmasını öğrendiler. Demirden faydalanmaya başladılar. Demir çağından beri ise insanlık devamlı ilerleme halindedir. İnsan vücudu, insanın yapısına denir. İnsan vücudunun ana yapısı hücredir. Döllenmiş yumurta ana rahminde çoğalarak dokuları, dokular da organları meydana getirir. Fizyolojik olarak aynı işle vazifeli organların bütününden sistemler ortaya çıkar. Vücudumuzdaki sistemler şunlardır:

1. Hareket sistemi,
2. Dolaşım sistemi,
3. Sindirim sistemi,
4. Solunum sistemi,
5. Uro-genital (idrar yolları ve üretim) sistemi,
6. Sinir sistemi,
7. Duygu organları,
8. İç salgı bezleri organları.

Vücudun şeklini iskelet ve kaslar verir. Beyaz, sert ve dayanıklı bir dokudan meydana gelen kemikler, oynayan ve oynamayan eklemlerle birbirine birleşmiştir. Ergin bir insanda 206 kemik vardır. Omurga, yukarıdan aşağıya ortadadır ve iskeletin eksenini meydana getirir. Omurganın yukarı ucunda baş vardır. Omurganın yanlarına tutunan kaburga kemikleri önünde göğüs kemiği ile birleşerek göğüs boşluğunu meydana getirir. Kollar ve köprücük kemikleri ile omurganın üst kısmına, bacaklar da leğen ve kalça kemikleri ile alt kısmına tutunmuşlardır.

Kaslar, iskeleti yapan kemiklerin çevresinde toplanarak onları hareket ettirir. İnsan vücudunda 501 tane çizgili kas sayılabilir. Organlar, kafatası, göğüsle karın boşluğu içine yerleşmiştir. Başta merkez ve sinir sisteminin en önemli organı beyin, duyu organları (Yani: Görme, işitme, koku alma, tad alma), solunum sisteminin başlangıcı olan burun ve sindirim sisteminin ilk organı olan ağız bulunur.

Göğüs boşluğunda akciğerler, kalp, yemek borusu, karın boşluğunda ise karaciğer, mide, dalak, pankreas, böbrekler, bağırsaklar, idrar kesesi ve üretim organları yer alır. İnsan vücudu su, organik ve inorganik maddelerden meydana gelmiştir. Vücut ağırlığının en büyük kısmı, sudan ibarettir. İnorganik maddeler her hücre ve dokuda vardır. Bunların bir kısmı erimiş tuzlar halinde, bir kısmı da kemiklerin yapısında bulunur. İnorganik maddeler organik maddelerin aksine yanmadıklarından, enerji veremzeler. Fakat hayat için gereklidirler. İnorganik maddeler şunlardır: Hidrojen, sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum, demir, manganez, bakır, çinko, klor, iyot, oksijen, kükürt, azot, fosfor, karbon.

Organik cisimler vücudumuzun % 30 40'ım teşkil eder. Bunun en büyük kısmı, proteinlerdir. Proteinler, organik maddelerin % 90'ı, karbonhidratlar (şekerli maddeler) ise ancak % l'i kadardır. Karbonhidratların yanma olayında büyük yeri vardır. Organik maddelerin üçüncüsü de yağlardır. Yağlar fazla beslenmede çoğalan, açlıkta azalan bir yedek depo gibidir. Vücutta cereyan eden hayat olayları şöyle özetlenebilir:

1. Metabolizma, 2. Üretim, 3. Kalıtım, 4. Hareket, 5. Duyular, 6. Uyku, 7. Büyüme, 8. Yenileme (rejenerasyon), 9. İhtiyarlama ve ölüm.

Organizma doğuştan başlayarak belirli bir çağa kadar hücrelerin çoğalması ve hücrelerarası maddelerin artmasıyla büyür. Büyüme vücut ağırlığının artması ve boy uzamasıyla belli olur. Yaş ilerledikçe büyüme hızı azalır. Vücudun su oranı azalır, yağ ve protein oranı çoğalır. Mesela yeni doğmuş bir bebekte su miktarı vücudun % 77'si iken, erginde % 58 - 69 kadardır. Büyümede alınan besinin önemi çoktur. Ayrıca hormonlar ve vitaminlerin bu bakımdan büyük rolleri vardır. Çocuk doğduğu zaman ortalama 50 santim boyundadır.

Birinci yaşta 20, ikinci yaşta 10 santim kadar bir boy uzaması olur. 6 yaşına kadar uzama hızla gider. 6-12 yaşları arasında biraz yavaşladıktan sonra, 12 yaşında tekrar hızlanır. 17'de yavaşlamaya başlar. 25 yaşında kesin halini alır. 50 yaşına kadar sabit kalan boy, yaşlılıkta bir miktar kısalır. Çocuk ortalama 3 - 3,5 kilo olarak dünyaya gelir. Normal beslenme ile ağırlık beşinci ayda 2, birinci yaş sonunda üç mislini bulur.

Yenileme (re jenerasyon), tazeleşme, sürme demektir. Canlı varlıklar, kaybolan parçalarını yerine getirebilirler. İnsanda yenileme kabiliyeti dokulara göre değişir. Kan tazelenmeye çok elverişlidir. Kan kayıplarından sonra kan suyu, akyuvarlar ve alyuvarlar yeniden yapılır. Mukozlar da tazelenebilir. Kaslarda kayıp azsa, tazelenebilir. Çoksa, bağ dokusunda yara izi kalır. Sinir kesilecek olursa, sinir hücresinden ayrı kalan kısım değişime uğrar. Beyin dokusu yenileşmeye hiç elverişli değildir.

Belirli bir çağdan sonra organlarda düşkünlük başlar. Madde ve enerji alışverişi yetmez olur. Bu hale ihtiyarlama deriz. Dokularda bozulma, kansızlık, ak ve alyuvarlarda direncin azalması, yağ metabolizmasında bozukluklar, kemiklerde değişmeler sonucu boyun kısalması, kalpte büyüme, damar esnekliğinin azalması, karaciğerin ufalması, mukozların incelmesi, beyin dokusunda değişmeler, omurilikte bozukluklar vb. haller başlar. İnsandan insana, ihtiyarlık yaşı çok fark gösterir. Yukarıda belirtilen değişmeler en sonunda ölümü meydana getirir. Hayati organların, bilhassa beyinin iflası, ölümle sonuçlanır.

İnsan nedir? (Felsefe)

Maddenin en yüksek gelişim ürünü. Maddenin bu ürünü, biyolojik bakımdan yeryüzünün en gelişmiş hayvanı olan antropoidlerden(insansılardan) türemiştir, ancak toplumsal mahiyeti bakımından bunlardan nitelikçe ayrılır. Bu nitelik farkı, aletler -iş araçları- yapma ve doğadaki nesneleri bu aletlerin yardımıyla planlı ve bilinçli olarak belirli amaçlar doğrultusunda değiştirme -üretim- yeteneğinde dile geldiği kadar, ayrıca bilinç (düşünme, duygular, irade, bilimsel bilgiler) ve eklemleşmiş dil (konuşma) vb. , çalışma faaliyetinin sonucu olarak gelişmiş olan yeteneklerde de kendini gösterir.

Öte yandan çalışma, bilinç ve dil, salt insana özgü tüm diğer toplumsal, sanatsal, ahlaksal vb. yeteneklerin ve yetilerin dayanağı olup, insanın toplumun en önemli üretim gücü olmasının da temel nedenidirler. İnsan, her zaman toplumsal bir varlık olagelmiştir ve yalnızca diğer insanlarla birlikte oluşan topluluklar içinde yaşayıp gelişebilir. Sınıflı toplumlarda belirli bir sınıfın üyesidir ve onun yaşam tarzı, düşünme tarzı, ruhsal durumu, duyguları, davranışları vb. , üyesi bulunduğu sınıfın çıkarlarının, ideolojisinin ve sosyo-psikolojisinin damgasını taşırlar öyleyse insanın varlığı her zaman tarihsel bakımdan somut olarak belirlenmiştir.

Ama insan varlığı, tek tek bireylerin içinde bulunan bir soyutluk değildir o, kendi gerçekliğiyle, toplumsal ilişkilerin toplamıdır. (Marks) Bu nedenle insanın yetenekleri, toplumsal olarak koşullanmıştır ve mevcut maddi toplumsal ilişkiler zemini üzerinde, toplumsal yaşam sürecinin sonucu olarak gelişirler. insan, toplumun ve doğanın tabi olduğu yasal düzenlilikleri öğrenerek doğayı değiştirip, kendi toplumsal yaşamını bilinçli olarak düzenleyince, aynı zamanda kendi becerilerini ve yeteneklerini, kendi olanaklarını da tanıyıp geliştirir ve giderek kendisi de değişir.

Marksçı-Leninci felsefe, insana ilişkin bu maddeci anlayışla ve insanın tarihsel gelişimi konu edinen gerçek bilime dayanarak, burjuva maddeciliğine özgü olan soyut insan yüceltilmesini de aşar. Bu bilim, öncelikle üretim güçlerinin gelişim düzeyi ve üretim ilişkileri tarafından belirlenmiş olan somut bireylerden ve onların maddi yaşam süreçlerinden hareket eder ve belirli bir sosyo-ekonomik kuruluş insanın, toplumsal pratik’ i sayesinde maddi dünyayı, doğayı toplumu ve kendini nasıl değiştirdiğini araştırır.

Marksçılık-Lenincilik, insan ve insanın faaliyeti konusundaki anlayışını geliştirerek, işçi sınıfının tarihsel görevinin teorik yönden açıklanmasına ulaşmıştır. İşçi sınıfı, sosyalist devrimle sosyalist toplumu kurar, insanın her yanıyla gelişmesini, varlığındaki tüm güçleri seferber etmesini sağlayacak olanakları yaratır. İşçi sınıfının tarihsel hedefi, sınıfsız toplumu kurmaktır. Bu toplumda bireyin, topluluk içinde çok yanlı ve özgür gelişmesini desteklemek, onun yaratıcı becerilerinin ve yeteneklerinin tümünü yetkinleştirerek, kendini daha da yüceltmesine olanak sağlamak mümkün olur.

Sözlükte "insan" ne demek?

1. Memelilerden, iki eli olan, iki ayak üzerinde dolaşan, sözle anlaşan, usu vedüşünme yeteneği olan en gelişmiş canlı; kimi vakit belgisiz adıl gibi de kullanılır.
2. Bu türden olan canlı.
3. Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse).

İnsan kelimesinin ingilizcesi

[Insan] adj. human
n. human being, human, man, hominid, humanity, microcosm, mortal, naked ape, spirit, Wight, born of woman, lords of creation
pref. anthropo
Köken: Arapça